Yazan: Gerard Pommier
Fransızcadan Çeviren: Atakan Yorulmaz*
Ataerkilliğin düşüşü babaların ortadan kalkması anlamına gelmiyorsa, bu düşüş de muhtemelen hiçbir şekilde kutsallık duygusunu ortadan kaldırmayacaktır. Dini inanç, her zaman yeni biçimlerde yeniden ortaya çıkar ve kendimize inancın bu Hakikat gücünü nereden aldığını sormalıyız. Freudyen filogenez ve ontogenez karşılaştırması bir ipucu verir: İnanç, çocukluk deneyimine, yani Unglauben’e, ‘babayla olan ilişkide inanılmaz olana’ dayanır.
Bir baba, arzusu her zaman daha ruhsallaştırılacak kadar şiddetli olan biri değilse nedir? Bu arzu kısa sürede bir baba katli arzusuna dönüşür. Bu inanılmaz olan durum, karşıtına yansıtılır: delice bir inanca. Önce bir baba sevilir, ama bu aşk, potansiyel bir ensestten daha ağır olduğundan, hayat kurtaran bir baba katli fantezisi doğar: yani kurtuluş hatadan gelir.
Babası tarafından baştan çıkarılma ve kadınsılaşma korkusu, kendisi de bir din kuran Schreber’in hezeyanını tetikledi. Schreber için yansıtmanın bariz bir nedeni vardı: babayla ensestin reddedilmesiydi. İnanılmaması gereken şey, -onun durumunda- bir takipçi yaratmayan dini bir kesinliğin yansıtılmasını tetiklemesidir. O, kastrasyonun yaygın adı olan ‘kadınsılığına’ karşı mücadele eden bir adamın hikayesiydi”
Notlardan: Lacan için Baba-nın-Adı, kurucu gösterendir (Seminer 3). Pommier’nin vurguladığı kurtuluşun hatadan kaynaklandığı durumu, bu kurucu gösterene atıf yapar. Hata, kişiyi simgesele dahil eder, onu gösteren zinciri içinde konumlandırır. Eğer bu hata olmazsa, olan şey psikozdur. Öyle ki Lacan, 19. Semineri’ne “… ou Pire” adını verir, yani “…ya da Beteri”. Başa yazılmayan şey, “Pere” yani “Baba”dır. Lacan bize şunu vurgular: Babayı reddeden daha ‘beterini’ seçer, yani psikozu.
* Fransızcamı geliştirmek için psikanaliz ile ilgili metinlerden çeviri çalışmaları yapıyorum. Çevirilerde ufak tefek hatalar olabilir. Metinlerde hatalı bulduğunuz yerler varsa ve benimle iletişime geçerseniz sevinirim.

Yorum bırakın