Analistin Arzusu ve Taş-Kağıt-Makas Oyunu

By

“Lacan’ın ‘Psikanalizde Temel Problemler” (Seminer XII) seminerinde, özellikle de 19 Mayıs 1965 tarihli derste analiz oyununu açıklamak için sunduğu bir üçayağa ya da üç kutba, özne, bilgi ve cinsel olanın üçayağına dönelim. Taşın makası kırdığı, makasın kağıdı kestiği, kağıdın taşı sardığı taş-kağıt-makas oyununda olduğu gibi, Lacan özneyi bilgide kendini belirsizleştiren, cinsiyetin önünde duran, özneye cinsel olanın saf kusurunda yerleşme kesinliğini veren, bu terimleri her üçü aracılığıyla kendini reddeden, kendini egemenlik ilişkisine göre oyuna sokan olarak konumlandırır. Bunlar, merkezinde a nesnesinin yer aldığı bir eşkenar üçgenin köşelerini oluşturan üç öznel varlık konumudur: Öznenin varlığı, bilginin varlığı ve cinsel olanın varlığıdır.

Bu derste Lacan psikanalizden, fanteziyi harekete geçirdiği ölçüde bir oyun olarak bahseder. Satrançta olduğu gibi başlangıcı ve sonu mükemmel bir şekilde teorize edilebilen bir oyun. Ancak teorileştirmek oyun oynamak değildir. Oyunu oynayan kişi, yani bölünmüş özne, bu küçük a, bu cinsel olanın artığı, başka bir yerde oynanmış olanın, ebeveynlerinin arzusundan düşmüş olanın bu artığı olmak için kendini bahis olarak araya sokar.

Bu nedenle analiz görünüşte iki oyuncu arasında oynanan bir oyundur: Bilen ama bildiğini bilmeyen kişi (analizan) ile analiz eden ve bilmediğini bilen kişi (psikanalist). Ancak üçüncü bir oyuncu daha vardır. Bu, radikal farklılığın özünde, bilinmeyi reddeden şey olan cinsel ilişkidir. Bu üçüncü oyuncu, hakkında hiçbir şey bilmek istemediğimiz şey olduğu ölçüde, en mahrem yardımların, en radikal alçakgönüllülüğün yeri olarak cinsel farkın gerçekliğidir, çünkü bilmenin imkânsızlığının bulunduğu yer cinsel ilişkinin bu imkânsız gerçekliğidir.

Peki Lacan analistin arzusunu nereye konumlandırır? Dışarıda, analiz oyununun üçlü olarak oynandığı bu üçgenin dışında, Lacan’ın cinsel ilişkiden başlayarak çizdiği ve küçük a ile ilişkili olarak cinsel gerçekliğin imkânsızlığının yattığı bu kutba taban tabana zıt bir noktaya yerleştirdiği açıortayda. Analistin arzusu ancak buradan itibaren bu tevazuya, koruduğu şeye, onu en mükemmel noktasına getirerek, yani bir korumadan yoksun olarak kendisine ihanet edebileceği noktaya getirerek, oyun oynama şansına sahip olur.

Lacan’a göre, analizan bir oyuncu olarak savunmada olduğu için analistle değil, bu üçüncü oyuncuyla ilişki içindedir. Cinsel farklılığın gerçekliği yerine fantezisinin nesnesi olan a nesnesini ikame etmek onun savunmasıdır. Oyunun lideri olan analistin tüm marifeti, ona karşı koymaktan ziyade, onun suç ortağı haline gelmekten ibarettir. Analist bu yüce suç ortaklığı noktasında durmak zorundadır, çünkü öznenin bu savunmasından giderek daha saf bir biçim çıkarmak zorundadır, çünkü varlığı oradadır, orada yani üçüncü oyuncunun yerinde, cinsel ilişkinin gerçekliğinin bu ‘cinsiyetsiz artık’ın olduğu yerdedir. Analistin arzusu da budur.”

Yazan: Michel Bousseyroux
Çeviri: Atakan Yorulmaz

Yorum bırakın