Bilinçdışı Arzu, Öznenin Hakikatidir

By

“Hakikat arzudur, daha doğrusu bilinçdışı arzu öznenin hakikatidir. Bilinçdışı nitelemesinde ısrar ediyorsam, Freud’u tercüme eden Lacan’ın öznenin hakikati olduğunu söylediği şeyin herhangi bir arzu ya da talep olmadığını hatırlatmak içindir. Eğer bu durumdan hakikat kavramıyla söz edebiliyorsa, bu arzu, hakikatin yerinden -bilinçdışından- hareket ettiği ölçüde ve dolayısıyla özne için -en azından nevrotik için- neyin hakikat olduğunu gösteren bir işlemden -yani bastırmadan- geçtiği ölçüde hakikattir.

Bu yüzden hakikatin arzu, bastırma ve bilinçdışı olarak tanımları arasındaki bağlılığa, hatta eşdeğerliğe dikkat çekmek istedim. Deyim yerindeyse, bunların hepsi doğrudan Freudyen dürtüden ve onun ayrıcalıklı kaderi olan bastırmadan kaynaklanır. Lacan, psikanalizde hakikatin diğer iki adı olduğunu düşündüğüm şeyi ancak bu arka plana dayanarak geliştirecektir: bir yanda kastrasyon, diğer yanda semptom.

Her şeyden önce kastrasyon, bilmenin yarattığı dehşetin temeli ve paradigmasıdır. Gerçekten de kastrasyon, tanımı gereği öznenin bastırma anlamında hiçbir şey yapmak istemediği şeydir. Kastrasyon, bilinçdışının oluşumları aracılığıyla ısrar ettiği ve tanınmaya çalıştığı bilinçdışı olan gizlenme yerinde kalmaya mahkum edilen şeydir.

Bir de semptom vardır ki, bilinçdışının yukarıda bahsedilen oluşumları arasında özel bir yere sahiptir. Burada vurgulamak isterim ki bilinçdışının diğer oluşumları, deyim yerindeyse, sahte bir hakikat etkisi ya da ‘anlık ve kaybolan’ tezahürleri iken, Lacan semptomun ve hakikatin aynı ağaçtan yapıldığını öne sürer”

Yazan: Sidi Askofare (Psikanalist, EPFCL Okul Üyesi)
Çeviri: Atakan Yorulmaz

Yorum bırakın