Lacancı Psikanalizde Semptom

By

“Bir analiz başlamadan önce, semptomlar hayatın anlamına ve mantığa müdahale eden delice, uyumsuz, yetersiz, politiği yanlış, sözü edilemez, saçma sapan tezahürlerdir. Bedeni, düşünceyi ve bunların ‘hayat’ içindeki tüm türevlerini darmadağın eder, rahatsız eder ve ıssızlaştırırlar; anne, baba, eş, patron, para, evdeki dağınıklık, şanssızlık, zaman, çocuklar, partnerler, çok fazla çocuk, seks vb. Freud şöyle der: ‘Semptomlar, zararlı veya en azından yararsız eylemlerdir, nefretle gerçekleştirilen ve acı verici bir duygu veya ıstırabın eşlik ettiği eylemlerdir’

Analize girişte, semptomun anlamsız uzlaşmazlığı bir soru ve bir bağ haline gelir, çünkü artık analisti içerir. ‘Freudyen operasyonun atılımı’, onun cüreti, analize her girişte yeniden üretilmelidir. Bu, bir rahatsızlık, ağır ve hantal bir ‘yabancılık’ olmaktan çıkıp, hızla belli bir hafifliğe erişim sağlayan bir anlam varsayımı aracılığıyla özne hakkında bir soru haline gelen rahatsızlığı altüst eden bir atılımdır. Böylece ‘her semptomun içeriğinin tezahür biçimi’ olan dış biçim, en gizli çekirdeğe […] erişim sağlar ve aynı zamanda bize nevrozun gizeminin küçümsenmeyecek bir kısmını ifşa eder.

‘Bu konuda hiç şüphe yok’ demişti Lacan (1975) ve şöyle devam etmişti: ‘Bize bir semptomla gelen kişi buna inanır. Bu ne anlama gelir? Eğer yardımımızı, desteğimizi istiyorsa, bunun nedeni semptomun bir şeyler söyleyebileceğine, tek yapmamız gerekenin onu deşifre etmek olduğuna inanmasıdır. Semptoma inanmak analize girişin ilk adımıdır.

Bir analistle yapılan ilk görüşmeler her zaman çarpıcıdır, baskıcı ama hala karar verilmemiş bir kaygıyla doludur; uzlaşmaz bir şey, benzersiz bir şey vardır. Önümüzde açılan anlamlandırma zincirlerinin satırlarında, ama her şeyden önce satır aralarında, çeşitli şekillerde bir bölünmeyi, ‘bireyi’ gösteren sözceleme ve sözce arasında bir uyumsuzluğu gerçekleştiren bir şey gezinir; belirli bir öznel opaklığın aracılığı ile ortaya çıkan bir söz vardır. Duygulanımda ve seste bir şey mevcuttur -ister bıkkın, ister suskun, ister gürültülü, ister tereddütlü olsun- ıstırabı daha şimdiden analisti ve onun arzusunun muamması hakkında sahip olması gereken bilgiyi içeren ifadelere dönüştüren bir şey: ‘Ne istiyor?’ Bu biçimlendirilemez ifadeyi kabul etmek, aktarımın iki yönünü başlatan analistin girişidir: bu şekilde temsil edilen ve bu deklarasyonda/istirhamda kendini gösteren öznenin muamması hakkında bir bilgi varsayımı ve diğer yandan nesnenin işlevi, yani zaten orada olan, öznelleştirilmemiş veya anlaşılmamış, ancak sorulan, sorgulanan bir şey. Şikayeti, öznenin sorgulandığı ve gösterisini ortaya koyduğu analiz edilebilir analitik bir semptoma dönüştürmek, analist en başından itibaren uzlaşmaz olanın bu tekil monstrasyonunu dikkate almazsa gerçekleşmeyecektir”

Yazan: Dominique Fingermann (Psikanalist, EPFCL)

Çeviri: Atakan Yorulmaz

Yorum bırakın