Yazılar ve Çeviriler
-
Analizan mı, hasta mı?

“Tanı koymak, analitik söyleme özgü değildir, tıbbi söylemden gelir” “Lacan’ın ‘analiz edilen’den daha uygun olan ‘analizan’ terimini ortaya atmasından önce Freud, ‘hasta’ ve ‘analiz edilen’ terimlerini kullanırken aralarında net bir ayrım yapmıştır. Hasta, belirtilerinden etkilenen kişidir. Hasta, rahatlamak için doktora giden ve tedavi gören kişidir. Analizan ise psikanalizin yeni tedavisine bir “analiz eden doktor”, Freud’un… Continue reading
-
Travma: Yaşam ile Beden Arasında Özne

Nevrozdaki dürtü tehdidi ile travmatik nevrozdaki dış tehdidin ortak noktası, bedenin jouissance’ının gerçekliğidir. Travmanın beden üzerindeki etkisi ile dürtünün etkisinin ortak noktası ise, gerçek alanda ortaya çıktığında ona asla yeterince hazırlıklı olmamamızdır. Oldukça basit bir şekilde, simgesel anlamlandırma biçimindeki hazırlık, özne için her zaman mümkün değildir. Aynı şekilde, meşhur doğum travması da özneyi gafil avlayan… Continue reading
-
Psikanalizden Ne Bekleyebiliriz?

“Analist neden kendi sözüyle yönlendirmekten kaçınır? Oldukça basit. Psikanalist herkes için neyin iyi olduğunu bilmez, yani bir ahlak uzmanı değildir. Bu yüzden bir psikanalistin yapacağı ilk şey sessiz kalmaktır. Sessizlik elbette bir konuşma biçimidir, analizanın konuşmasına yer bırakır ve psikanalistin konuşması Freud’un yorumlama dediği şeyle sınırlıdır. Bu, analizanın sözünde duyulan örtük gerçeği söylemeye çalışan yorumlayıcı… Continue reading
-
Semptom, Aktarım ve Psikanaliz Üzerine

“Bir psikanaliste başvurduğumuzda hayatımızda bir şeyler yolunda değildir, yani şu ya da bu şeyden muzdaribizdir ve semptomumuz ya da halsizliğimiz, hayatla ilgili mutsuzluğumuz, çekingenliğimiz, imkânsızlıklarımız ve benzeri olarak adlandırdığımız şeyden kurtulmak isteriz. Bu yüzden genellikle bir psikanaliste analitik bir taleple daha az acı çekmek, daha iyi yaşamak, diyelim ki kabaca bir şeyden kurtulmak için başvururuz.… Continue reading
-
Arzu ve Psikanalitik Yorum

Psikanalitik yorum, söylemin içinde söylenene dokunmalıdır; özneyi, söylemeye çalıştığının ötesine geçen bir şey söylerken şaşırtmalıdır. O zamanlar Lacan bunu anlamlandırma zincirlerinin kesiştiği noktada sunuyordu: Bilinçdışı sözceleme ve bilinçli sözce. Analist, öznenin yanıtını beklerken bu kesişimin bir açıklamasını yapmalıdır. Mesele analistten bir ifade eklemek değil, müdahalenin gerçekleştiği ifadeye dokunmaktır. Analizanın bunu tekrarlaması ve yorumu kendisinin yaptığı… Continue reading
