aktarım
-
Bırakın insanlar konuşsun!

Ön görüşmeler, bir psikanalist ile ne istediği bilinmeyen bir kişi arasındaki karşılaşmanın ilk anıyla ilgilidir. Bu yüzden Lacan, ‘insanlar bir şey istemeye geldiklerinde, bırakın konuşsunlar[1]’ diye yazar; çünkü konuşmaya başladığı anda bir talepte bulunmuş olur. Önemli olan talebin içeriği değil, öznenin tamamen gözünden kaçan ve onu talepte bulunmaya iten şeydir. Daha bu ilk karşılaşmadan itibaren… Continue reading
-
Bir Analizin Temposu: Seanslar Neden Kesilir?

Yazan: Dominique FingermannPsikanalist, EPFCL [1]Çeviri: Atakan Yorulmaz 1. Müzikte “tempo”, bir müzik eserinin icra edildiği karakteristik hareket, ritmi, andamento’sudur. Hareketler dakikada belirli sayıda vurulan bir notanın süresiyle tanımlanır. Belirli bir vuruşun periyodik geri dönüşüyle görünür kılınan düzenli aralıklar dizisindeki bu süre dağılımı, bir müzik parçasının ritmini oluşturur. Tempo, bir eylemin (film, edebi eser) başından sonuna… Continue reading
-
Bir Skandal Olarak Aşk

Ötekiyle olan ilişkilenmemiz özgürleşme ya da boyun eğme için bir fırsattır ve bu iki olasılık, insan yaşamının kurucu bir pratiği olarak aşkı karakterize eder. Bu nedenle aşk, bariz politik yapısından dolayı bizi ilgilendirmektedir. Aşk en başından beri insanlığı birleştirmiş ve bölmüştür. Romulus ve Remus, Don Kişot ve Dulcinea, Romeo ve Juliet, Batı dünyası tarihinin küçük… Continue reading
-
Çiftler ve Başarısızlık

Psikanalistler, ister özel muayenehanelerinde ister kurumlarda çocuklarla, ergenlerle ya da yetişkinlerle çalışsınlar, yürüttükleri analizler sırasında öznelerinin ifadesiyle, şimdilik öteki için var olma acısı olarak adlandıracağımız şeyle her gün karşı karşıya kalırlar; en baştan cinsiyetlendirilmiş bir öteki için diye eklemek gerekir. Yirminci yüzyılın başında Freud, anne ile çocuk arasında meme, dışkı ve fallus ilişkisi olduğunu iddia… Continue reading
-
Lacancı Psikanalizde Semptom

“Bir analiz başlamadan önce, semptomlar hayatın anlamına ve mantığa müdahale eden delice, uyumsuz, yetersiz, politiği yanlış, sözü edilemez, saçma sapan tezahürlerdir. Bedeni, düşünceyi ve bunların ‘hayat’ içindeki tüm türevlerini darmadağın eder, rahatsız eder ve ıssızlaştırırlar; anne, baba, eş, patron, para, evdeki dağınıklık, şanssızlık, zaman, çocuklar, partnerler, çok fazla çocuk, seks vb. Freud şöyle der: ‘Semptomlar,… Continue reading
