Lacancı Psikanaliz
-
Gerçek Efendi’nin Gücü? – Kapitalist Söylemin Krizi

Bir psikanaliste, politikaya karışma yetkisini veren nedir? Belki de bunun onun söylem pratiği olduğunu söyleyebiliriz, ancak, eğer söylem derken toplumsal bağın biçimlerini düzenleyen şeyi kastediyorsak. Lacan, Milano Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada açık bir tanım verir: “Söylem nedir? Dilin varlığıyla üretilebilecek olanın düzenlenmesinde toplumsal bir bağ olarak işlev görendir” Dolayısıyla, Lacan’ın efendinin söylemi olarak adlandırdığı, tam da… Continue reading
-
Jacques Lacan kimdir? – Patrick Valas

Jacques Lacan? O bir analisttir. Ne Herakleitosçu, ne Presokratikçi, ne Platoncu ve hatta ne de Aristotelesçidir. ‘Signans'(Gösteren) ve ‘Signatum'(Gösterilen) arasında yaptıkları farktan dolayı Stoacılara kendini yakın hisseder. Augustinusçu, Kantçı, Pascalcı, Hegelci, Marxçı ya da Heideggerci de değildir. Ne felsefeye ne de filozoflara karşıdır. Tam tersine, ne lehinde ne de aleyhindedir. Onsuz da yapabilmek için onu… Continue reading
-
Gerçek, analiz yoluyla nasıl ortaya çıkabilir?

Yazan: Elisabete ThamerFransızcadan Çeviren: Atakan Yorulmaz Psikanaliz yoluyla “gerçeğin gelişi (ortaya çıkması)” olasılığının koşulları, kısmen analistin kendini konumlandırdığı pozisyondan, özellikle de analitik yorumlama amacına bağlıdır. Bu duruma ek olarak, analizanın analiz sırasında ortaya çıkan gerçeği üstlenip üstlenmeyeceği konusundaki etik konumu da eklenir. Gerçeği, analize ne tür bir yorum geri getirebilir? Lacan’ın art arda formüle ettiği,… Continue reading
-
Kime deli denir?

Mladen Dolar, “Sanat Nedir?” başlıklı yazısında şöyle yazar: “Freud’un çok güzel bir deyişi vardır; “başarıları yüzünden mahvolmuş insanlar”dan bahseder. Sanatta da birçok insan kendi başarısının kurbanı oluyor. Tam da yapmak istediği işte başarılı olarak o işin kalıbına giriyor. Kendini bir kuruma çeviriyor ve bir şekilde bu kurumla özdeş olduğuna inanmaya başlıyor. Lacan bu durumu mükemmel… Continue reading
-
Kurtuluş, hatadan gelir

Yazan: Gerard PommierFransızcadan Çeviren: Atakan Yorulmaz* Ataerkilliğin düşüşü babaların ortadan kalkması anlamına gelmiyorsa, bu düşüş de muhtemelen hiçbir şekilde kutsallık duygusunu ortadan kaldırmayacaktır. Dini inanç, her zaman yeni biçimlerde yeniden ortaya çıkar ve kendimize inancın bu Hakikat gücünü nereden aldığını sormalıyız. Freudyen filogenez ve ontogenez karşılaştırması bir ipucu verir: İnanç, çocukluk deneyimine, yani Unglauben’e, ‘babayla… Continue reading
