Yazılar ve Çeviriler
-
Sigmund Freud: Karşı-Aktarım ve Analistin Arzusu – 1

Psikanalistin tedavideki konumu sorusunun uzun bir geçmişi vardır. Bu soru, psikanalizin gelişiminin merkezinde yer alır. Freud’un ölümünden on yıl sonra yeni teoriler ortaya çıkmıştır. 1950’lerde de Fransa’da iki anlayış çatışmaya başlamıştır: Karşı-aktarımın tedavinin hizmetine sunulabileceğini keşfeden Freudyen analistler ile bu seçeneği reddeden ve analistin arzusu teorisini inşa eden Lacan’ın öğretisi. Bu gelişmeler bir yandan ilk… Continue reading
-
Arzunun Paradoksları

Çok eski zamanlardan beri eksiklikle bağlantılı olduğu bilinen arzu, Freud tarafından esasen bilinçdışı olarak kabul edildi. Ve onun gizli tatminini ortaya çıkaran da semptomun paradoksal acısıydı. Eksiklik, bedene ıstırap olarak damgalandığında daha az gerçek değildir; ve de Lacancı psikanaliz, bedenin yine başka bir şey olduğunu ortaya çıkardı: Jouissance’ın yeri. Arzu ederiz, bu bir gerçek. Başka… Continue reading
-
Kimi seviyoruz?

“Aşk, psikanaliz tarihinin başlangıcındadır […] Aktarım aşktır, ama tüm aktarımlar aşk mıdır, tüm aşklar aktarım mıdır? Tedavide neyle ve kiminle karşılaşırız? Psikanalitik deneyimin merkezinde, en başından itibaren dürtüyü, arzuyu ve aşkı dile getiren kayıp nesne yer alır. Eğer aşk özünde narsisistik ise, o zaman kimi seviyoruz? Aşk iki öznel konumu ima eder: sevmek ve sevilmek.… Continue reading
-
Lacan’da Aşk

“Aşk söz konusu olduğunda, işaretler dünyasındayızdır: aşktan alabileceğimiz ve verebileceğimiz tek şey işaretlerdir. Annesinin ya da yakınlık göstermek istediği kişinin ilgisini çekme ayrıcalığını tanıyarak karşılık veren bir çocuğu düşünün: “Anne çiş çiş!” diye seslenen ya da “Yanımda duran sensin” diye buyuran çocuk, aslında bunu bir aşk işareti olarak ilan etmektedir. Ve bu jest, Lacan’ın aşk… Continue reading
-
Psikanalizin Transseksüel Yanılgısı

“Lacancılar arasında trans deneyimini psikoza indirgeme yönünde belirgin bir eğilim olmuştur. Eğer Freud cinsel farklılığın analizin ötesine geçemeyeceği bir temel olduğu konusunda ısrar ettiyse, Lacancılar da tipik olarak cinsel farklılığın sembolik düzenin üretildiği tanımsal başlangıç noktası olduğu için, cinsel farklılığın inkârının psikozun tanımı olan sembolik olanın çürütülmesiyle sonuçlandığını savunmuşlardır. Ancak trans bireylerin evrensel olarak ‘farklılığı… Continue reading
