Sigmund Freud
-
Çocuk Psikanalizi: Bir çocuk psikanalistten ne bekleyebilir?

Bir çocuk psikanalizden hiçbir şey beklemeyebilir, ancak bir psikanalistten bir şeyler bekleyebilir. Psikanalize geçiş yapan biriyle karşılaşacak olan yetişkinlerin aksine, çocuklar psikanaliz hakkında hiçbir şey bilmezler. Yine de bazen, onlara adresi veren bir arkadaşlarının tanıklığı ya da gerçek hayattaki bir deneyim yoluyla psikanaliz hakkında bir fikri olan ergenlik öncesi çocuklarla karşılaşıyoruz. En fazla 12 yaşında… Continue reading
-
Sigmund Freud: Karşı-Aktarım ve Analistin Arzusu – 1

Psikanalistin tedavideki konumu sorusunun uzun bir geçmişi vardır. Bu soru, psikanalizin gelişiminin merkezinde yer alır. Freud’un ölümünden on yıl sonra yeni teoriler ortaya çıkmıştır. 1950’lerde de Fransa’da iki anlayış çatışmaya başlamıştır: Karşı-aktarımın tedavinin hizmetine sunulabileceğini keşfeden Freudyen analistler ile bu seçeneği reddeden ve analistin arzusu teorisini inşa eden Lacan’ın öğretisi. Bu gelişmeler bir yandan ilk… Continue reading
-
Arzunun Paradoksları

Çok eski zamanlardan beri eksiklikle bağlantılı olduğu bilinen arzu, Freud tarafından esasen bilinçdışı olarak kabul edildi. Ve onun gizli tatminini ortaya çıkaran da semptomun paradoksal acısıydı. Eksiklik, bedene ıstırap olarak damgalandığında daha az gerçek değildir; ve de Lacancı psikanaliz, bedenin yine başka bir şey olduğunu ortaya çıkardı: Jouissance’ın yeri. Arzu ederiz, bu bir gerçek. Başka… Continue reading
-
Kime deli denir?

Mladen Dolar, “Sanat Nedir?” başlıklı yazısında şöyle yazar: “Freud’un çok güzel bir deyişi vardır; “başarıları yüzünden mahvolmuş insanlar”dan bahseder. Sanatta da birçok insan kendi başarısının kurbanı oluyor. Tam da yapmak istediği işte başarılı olarak o işin kalıbına giriyor. Kendini bir kuruma çeviriyor ve bir şekilde bu kurumla özdeş olduğuna inanmaya başlıyor. Lacan bu durumu mükemmel… Continue reading
-
Kurtuluş, hatadan gelir

Yazan: Gerard PommierFransızcadan Çeviren: Atakan Yorulmaz* Ataerkilliğin düşüşü babaların ortadan kalkması anlamına gelmiyorsa, bu düşüş de muhtemelen hiçbir şekilde kutsallık duygusunu ortadan kaldırmayacaktır. Dini inanç, her zaman yeni biçimlerde yeniden ortaya çıkar ve kendimize inancın bu Hakikat gücünü nereden aldığını sormalıyız. Freudyen filogenez ve ontogenez karşılaştırması bir ipucu verir: İnanç, çocukluk deneyimine, yani Unglauben’e, ‘babayla… Continue reading
