"Psikanaliz bir şans, yeniden yola koyulmak için bir şans..."
Jacques Lacan, 1966.

Bırakın insanlar konuşsun!

Ön görüşmeler, bir psikanalist ile ne istediği bilinmeyen bir kişi arasındaki karşılaşmanın ilk anıyla ilgilidir. Bu yüzden Lacan, ‘insanlar bir şey istemeye geldiklerinde, bırakın konuşsunlar[1]’ diye yazar; çünkü konuşmaya başladığı anda bir talepte bulunmuş olur. Önemli olan talebin içeriği değil, öznenin tamamen gözünden kaçan ve onu talepte bulunmaya iten şeydir. Daha bu ilk karşılaşmadan itibaren analist için önemli olan, kendi eyleminin imkânını sınamaktır. Freudcu yönteme uygun olarak analist, öznenin bir analize uygun olup olmadığını belirlemek amacıyla ‘bir anket(un sondage)[2]’ gerçekleştirir.

Bunun için, dilin öznenin hakikatle ve dürtüyle olan ilişkisi üzerinde işlem yapmaya elverişli olup olmadığını ölçmek gerekir; zira psikanalizde ‘söylenenden başka hiçbir şey gerçekleşmez[3]’. Çünkü bilinçdışı, kendini dil boyutunda ifade eder. Lacan’ın belirttiği gibi dil, ‘lalangue üzerine inşa edilmiş bir bilgi kurmacasıdır[4]’; lalangue ise varlığı ve onun doyumla olan ilişkisini ilgilendirir. Böylece analist, dil aracılığıyla ve söz yoluyla lalangue’ın öznenin bedenindeki etkilerini, onu zincirleyen sözcükleri, kontrolden çıkan ve kendi bilgisi haricinde onu zorlayan ve kurtulmak istediğini söylediği şeyin doyumunu ölçer. Kısaca, analizde olduğu gibi yaşamda da her şey dilde olup biter. Dilden çıkış yoktur! Bir kez içine atıldığınızda, çarkların arasına kapıldınız demektir![5] Ancak önemli olan ‘dilin hakikati söylemesi ya da söylememesi değil, ona yardım etmesidir[6]’. Dolayısıyla mesele, dilin öznenin şikâyet ettiği semptomun jouissance üzerindeki etkisini ifşa etmesidir.

Ön görüşmeler, öznenin kendisini koruduğu gerçeğe dair bir görüş yaratır. Söylenenler üzerinden, kişinin en başından itibaren getirdiği kurgular, hikâyeler ve yapılar aracılığıyla, altta yatan dürtüyü örten işleyiş açığa çıkar. Dil, analiz talep eden kişinin yaşamını bozan, engelleyen bu jouissance’a karşı en mükemmel savunma aracıdır. Dolayısıyla dil, hem jouissance nedeni hem de ona karşı bir savunmadır.  Oysa konuşma biçimi, öznenin dile ve yaşama ilk kez nasıl rıza gösterdiğini ele verir. Öznenin ruh hali, sıkıntıları, şüpheleri, çaresizliği, arzuları ve varlığının diğer pek çok tezahürü söylediklerinden ortaya saçılır. Bunların okunması, daha ön görüşmelerden itibaren yapısal bir tespite veya en azından bir tetiklenmenin koordinatlarının, bir kesinliğin, bir boşluğun ya da temel bir eksikliğin varlığının tespit edilmesine ve işleyişi tanıyıp sonraki süreçlerde yerinde müdahalelerde bulunabilmek amacıyla kayıtların (gerçek, simgesel ve imgesel) yöneliminin belirlenmesine olanak sağlar.

Fakat Freud’un ‘deneme tedavisi[7]’ olarak değerlendirdiği bu ilk karşılaşmanın ötesinde, ‘ön görüşme’ ifadesi, onun tıbbi muayeneden veya konsültasyondan farkını vurgular. ‘Ön’ terimi, bir eşiğin aşılmasının beklendiğini imâ eder. Bu durum, aktarıma dâhil olmayı ifade eder. Bu dahil olma, bildiği varsayılan özneye (analiste) dayalı aktarım ile bilgi kesinliğine dayalı aktarım arasındaki ayrımdan hareketle değerlendirilmez, aksine ‘semptomun aktarıma alınmasında’ yer alır. Semptom, onu başka türlü okumayı bilen kişi olarak analisti de içine alan bir analitik semptoma dönüşür. Analitik semptom analiz boyunca varlığını sürdürse, ön görüşmelerdeki ilk belirtisi, özne için bir bilme arzusuna dönüşmüş olan semptomun belirsizliği ile analistin arzusu arasındaki karşılaşmayı işaret eder; analitik deneyim işte bu ikisi üzerine kuruludur.

Yazan: Caroline Doucet
Psikanalist, ECF.

Çeviri: Atakan Yorulmaz

[1] Lacan J., « Excursus », Lacan in Italia. 1953-1978. Milan, La Salamandra, 1978, p. 95-96.
[2] Freud S., « Le début du traitement », La Technique psychanalytique, Paris, PUF, 1985, p. 81.
[3] Lacan J., « Intervention sur l’exposé de C. Conté : “Sur le mode de présence des pulsions partielles dans la cure” », Lettres de l’École freudienne de Paris, n°11, 1973, p. 22.
[4] Lacan J., Le Séminaire, livre XX, Encore, texte établi par J.-A. Miller, Paris, Seuil, 1975, p. 127.
[5] Lacan J., Le Séminaire, livre II, Le Moi dans la théorie de Freud et dans la technique de la psychanalyse, texte établi par J.-A. Miller, Paris, Seuil, 1978, p. 353.
[6] Lacan J., « Le Phénomène lacanien », texte établi par J.-A. Miller, Nice, Section clinique de Nice, 2011, p. 18.
[7] Freud S., « Le début du traitement », op. cit., p. 81. [8] Wachsberger H., « Fonction des entretiens préliminaires », Ornicar ?, n°33, été 1985, p. 16.



Bir Cevap Yazın