aktarım
-
Psikanalitik Söylemde Eşcinsellik

Psikanaliz, Alman psikiyatrisinin söylemi ile Viyana burjuvazisinin ahlaki söyleminin ortasında ortaya çıktı. Başlangıçta onların önyargılarını üstlendi. Freud’un keşfinin cinsel yaşam için bir norma yol açacağı düşünülebilirdi. Eşcinsellik yasaklandı, gizli tutuldu ve utançla örtüldü. Tedavi talepleri eşcinsellerin ailelerinden geliyordu, ancak Freud onları “iyileştirmeye” çalışmadı. Eşcinselliğin sadece eşcinsellere özgü olduğu fikrini reddetti. Kendisi de kızı Anna’nın homoseksüel… Continue reading
-
Çocuk Psikanalizi: Bir çocuk psikanalistten ne bekleyebilir?

Bir çocuk psikanalizden hiçbir şey beklemeyebilir, ancak bir psikanalistten bir şeyler bekleyebilir. Psikanalize geçiş yapan biriyle karşılaşacak olan yetişkinlerin aksine, çocuklar psikanaliz hakkında hiçbir şey bilmezler. Yine de bazen, onlara adresi veren bir arkadaşlarının tanıklığı ya da gerçek hayattaki bir deneyim yoluyla psikanaliz hakkında bir fikri olan ergenlik öncesi çocuklarla karşılaşıyoruz. En fazla 12 yaşında… Continue reading
-
Sigmund Freud: Karşı-Aktarım ve Analistin Arzusu – 1

Psikanalistin tedavideki konumu sorusunun uzun bir geçmişi vardır. Bu soru, psikanalizin gelişiminin merkezinde yer alır. Freud’un ölümünden on yıl sonra yeni teoriler ortaya çıkmıştır. 1950’lerde de Fransa’da iki anlayış çatışmaya başlamıştır: Karşı-aktarımın tedavinin hizmetine sunulabileceğini keşfeden Freudyen analistler ile bu seçeneği reddeden ve analistin arzusu teorisini inşa eden Lacan’ın öğretisi. Bu gelişmeler bir yandan ilk… Continue reading
-
Kimi seviyoruz?

“Aşk, psikanaliz tarihinin başlangıcındadır […] Aktarım aşktır, ama tüm aktarımlar aşk mıdır, tüm aşklar aktarım mıdır? Tedavide neyle ve kiminle karşılaşırız? Psikanalitik deneyimin merkezinde, en başından itibaren dürtüyü, arzuyu ve aşkı dile getiren kayıp nesne yer alır. Eğer aşk özünde narsisistik ise, o zaman kimi seviyoruz? Aşk iki öznel konumu ima eder: sevmek ve sevilmek.… Continue reading
